22 Kasım 2017 Çarşamba

Mimlendim ve Mimledim 17 - Güne Nasıl Başlıyorum?

Merhabalar

Sevgili Mavi ve Edebiyat bloğunun sahibi Mücahit Güne Nasıl Başlıyorum miminde beni de mimlemiş. Onun öncesinde sevgili Ece Abla da beni mimlemiş ama yazısında bir sıkıntı olduğu için yayınlanamamış. İkisine de çok teşekkür ediyorum ve güne nasıl başladığımı yazmaya başlıyorum.

Mavi ve Edebiyat bloğunun mim yazısını buradan, Ece Abla'nın yazısını  da buradan okuyabilirsiniz. 

Sabah 06:00 vicdan azabı olan saat çalmaya başlıyor. Onu kapatıyorum. Daha kapatırken telefon alarmlarım devreye giriyor. Her ne kadar uyumak istesem de; kalk bakalım Beyda deyip güne başlıyorum. Öncelikle oğlumun odasına girip sabah rutinim onu öpüp, sonrasında üstünü kapatıyorum. Klasik yorgan yerlerde çünkü. Anası kılıklı yorganla barış imzalayamıyor. 


Kahvaltı hazırlarken bir yandan da eşime sesleniyorum. Tabii koridor mutfak arası gidip gelme seansı eşimin akşam ki yorgunluk durumuna göre bir kaç seferi bulabiliyor. Eşim evde kahvaltı yapmıyor. Sabah canı istemediği için işte yemesi için sandviç, meyve ve süt üçlüsünü hazırlıyorum. Saat 07:00 de eşim servise yetişmek için evden çıkıyor.

Eşim gittikten sonra oğlumun okuldaki beslenmesini hazırlıyorum. Aynı esnada kahvaltımı yapıyorum. Saat 07:30 olduğunda mutlaka oğlumun odasında yanına beş dakika da olsa uzanmış oluyorum ve sabah oğluma sarılıp güne başlamak için hazır duruma geliyorum. Hazırlanıp evden çıkmam yaklaşık olarak 08:15 'i buluyor. Minibüse binip işyerime geliyorum.

Bilmeyenler için söyleyeyim mesleğim muhasebe. Gün içerisinde kafayı yemekle meşgulüm. Öğlen olana kadar hem çalışıyorum, hem de oğlumu telefonla yapması gerekenler konusunda taciz ediyorum. Saat 12:50 de oğlum servise binip okula gidince bu ritüelim bitiyor. Hesap, kitap, alacak, verecek derken akşam 18:00 oluyor ve çıkış. Hava şartlarına ve eşimin müsaitliğine göre eşim işten alıyor ya da yürüyerek eve dönüyorum. Eve geldiğimde hemen üstümü değiştirip o günün yemeğini bir gün önceden hazırladığımdan ertesi günün yemeğini yapmak için mutfağa giriyorum. Yemek yaparken mutlaka komedi tarzı şeyler izleyip kendimi motive etmeyi ihmal etmiyorum. Saat 19:40 civarında oğlum okuldan geliyor. Yemek faslı ve mutfağı toparla derken saat 21:00'ı çoktan geçmiş oluyor. Sonrasında çamaşırları makineye tıkıp (makine her gece mesaide) çay faslına geçiyoruz. Oğlum ders çalışırken, eşim tv izlemeyi tercih ediyor. Bu sırada bende bloğuma göz atıyorum. Saat 23:00 civarı genellikle bütün işlerim bitmiş oluyor. Duşumu aldıktan sonra yatağıma geçip kitap okumaya başlıyorum. Sızdım, sızıyorum derken eşim geliyor. Elimdeki kitabı alıyor ve ben rüyalara merhaba diyorum. Şayet çok yorgunsam eşim gelmeden sızıyorum ve yazık garibim yataktan kitap toplamak zorunda kalıyor. 

Benim bir günüm böyle geçiyor. Cumartesi ve pazarım biraz daha değişik. Cumartesi çalışmadığım için parasız mesai olan oğlumun kurs mesaisi başlıyor. Sabahtan akşama kadar onun kurslarının peşinde pert vaziyette eve dönüyorum yada gidecek bir yerimiz varsa kurs sonrasında oraya gidiyoruz. Pazar günü eşim çalışıyorsa oğlumu kursa yine ben götürüyorum ve yine pert bir Beyda. Ama eşim evdeyse o götürüyor ve kış ritüeli evde yemek vs. derken geceyi buluyor. Bu sayede bir haftayı bu şekilde tamamlıyoruz. Ama yazın hafta sonlarımız oğlumla daha eğlenceli. Hava sıcak ve güzel. Kurs yok. Anne-oğul gezmeleri paha biçilemez.

O zaman bende birilerini mimleyeyim. Fazla kişiyi mimlemiyorum ki diğer arkadadaşlarda mimleyebilsin.


Yeni yazılarımda görüşene dek, kendinize iyi bakın. Okuyun. Gezin. Hayata sıkı sıkıya bağlanın. Hayat kısa doya doya yaşayın.

Hoşçakalın.