8 Temmuz 2017 Cumartesi

Zeynep Doğan Balcı - Eylül'de Aşk

Merhabalar

İnsan hayatında 15 dakikanın önemi nedir? 15 dakika hayata erken başlamak ya da tam tersi geç kalmak. İşte Eylül'ün hayatının değişmesi tam da bu 15 dakikalık zaman dilimine tekabül ediyor.

Eylül sevgilisi Cem'in hayatından çıkıp gitmesiyle üç senedir depresyondadır. Gazetecilik bölümünü birinci olarak bitirmesine rağmen, çağrı merkezinde tüm gününü satış yapmak için çabalayarak geçirmektedir. Her ne kadar yaptığı işi sevmemiş olsa da; annesinin rahatsızlığı ve kardeşi Nisan'ın üniversiteye başlayacak olması nedeniyle para çok ihtiyacı vardır ve el mecbur çalışmak zorundadır.

Cem'in ardından üç yıldır düzenli olarak gittiği psikolog seanslarında hayatını değiştirmek istediğinden bahseder. Doktoru da Eylül'ün hayatını değiştirecek o can alıcı tavsiyeyi verir. "Bir günlük hayatına 15 dakika geç başla. Bir sonraki seansta da bana neler olduğunu anlat." Eylül başta bu konuya sıcak bakmamış olsa da; ertesi gün doktorun dediğine uyarak evden 15 dakika geç çıkar. Fakat her gün geç kalan otobüsün erken gelmesiyle başlayan talihsiz gün, işine son verilmesiyle başlamadan biter ya da Eylül bittiğini düşünür. Oysa ki işe geç kaldığında iş merkezinin kapısında çarpıştığı genç adamla kovulduktan sonra asansörde yeniden karşılaşmaları ile başlayan arkadaşlığın ilerlediği yol nereye gidecektir?

Eylül Zeynep Doğan Balcı'nın ilk kitabı olmasına rağmen, kalemine hayran kalmamak elde değil. Bu kitabı Mayıs ayında gittiğimiz tatilde bir günde bitirdim. O derece akıcı bir üsluba sahip. Kelimelerle yazarın uyumu gayet güzel. Ömer'i çok sevdim. Zira yüreğindeki sevgisi çok büyük bir adam. Hani insana Allah böyle eş versin diyeceğiniz türden. Eylül'ün arkadaşı Emel ise tam ben. Bildiğiniz çatlak. Kendimi okudum resmen. 

Gelelim kitabın beğenmediğim yanlarına. Öncelikle kitaptaki rastlantılar çok basit geldi. Birilerinin sürekli birileri çıkması açıkçası yok artık dedirtti. Ayrıca sürekli bir talihsizlikler zinciri yaşanması bir yerden sonra sıksa da; yazarın kaleminden dolayı kitabı bitirdim. Eylül'ün kararsız halleri ise fazlasıyla boğdu ve bazı yerlerde yeter artık dediğim de oldu. Depresyonun ne olduğunu bilen biri olarak yaşadıklarının, birine yeniden güvenmenin kolay olmadığını anlayabiliyorum ama Ömer'i birden bire hayatına dahil edip, her şeyini anlatıp, sonrasında "acaba güvensem mi?" diye düşünmesi tezat olmuş.

Olayların akışına baktığınızda her ne kadar Türk filmi tadında olsa da; akıcı üslup nedeniyle sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamıyorsunuz. Ufak tefek hataların yanı sıra okunabilir bir kitap. Hatta sadece Ömer için bile okunabilir.

Kitabın sonunu daha farklı hayal etmiştim. Çok heyecanlı bir yerdeyken aceleyle bitirilmiş gibi geldi. Oysa son olarak düşünülen yerde daha devam etmesi gereken kısımlar vardı. Bıçak gibi kesilmesi olmamış. 

15 dakika insan hayatı için bir şey ifade eder mi? denemekten zarar gelmez diyen yazar; bazen hayatımızı umutsuzluğa kapıldığımız anlarda 15 dakika ertelememizi öneriyor. Peki hayatı 15 dakika ertelemeye var mısınız? Denemekten ne çıkar? Belki de hayatımız değişir. Belli mi? olur. 

Yazara dipnot: Meyra Hanım ve Ömer arasındaki sırrın açıklamamış olması gözümden kaçmadı.

Herkese keyifli okumalar. Hoşçakalın.

Tanıtım Bülteninden

Ömer;
Cennet gözlerinde gördüğüm o yıllanmış sır ile çözüldü aşk düğümüm.
Topların dövdüğü sur misali yıktın nefretle ördüğüm kalelerimi. Usul usul sızdın kalbime. Oysa sevdiklerimin terk ettiği bir harebe yüreğim.
Kaderimse terk edilmek, sende bırakıp gideceksen bir gün, uzak dur benden.
Dolaşma sınırlarımda.
 
Her geçen gün biraz daha yaklaşıyor yüreğim sana ve biraz daha meydan okuyor aklıma.
 
Sende gidersen eğer, zaten kaybettiğim yüreğime birde aklımı eklerim.
İşte O zaman ne ben kalır benden geriye ne de bende saklı sen. Her şey yok olur, ben yok olurum.
Sana Küçük bir sır:
“Bana iyi geldin adam. Hem de çok iyi geldin.”

Basım Yılı : 2016

Sayfa Sayısı : 512

Eftalya Kitap